Hayatın çeşitli dönemleri vardır. Bebeklik, çocukluk, yetişkinlik ve yaşlılık. Bu dönemlerin hepsi ayrı ayrı çok değerlidir. Dönemlerdeki gelişim özelliklerden birinde oluşan başarı ya da başarısızlık diğer dönemleri de etkiler. Birbirleri ile etkileşim içindedirler. En kıymetli hazinelerimizden biri de çocukluktur. Bütün hayatımıza yön veren, kaç yaşına gelirsek gelelim anne babamıza bizi hep o şekilde tasvir ettiren, bize oyun oynatıp şarkı söyleten, sorumluluk almadığımız, karşılık beklemeden sevginin var olduğu güzel yıllarımız…

Ne kadar hızlı geçiyor zaman değil mi? Daha dün hayal dünyamızın sihirli sokaklarında kendi dünyamızı oluştururken, şimdi tüm gerçekliği ile toplum hayatındayız. İyi bir gelecek için çok fazla ders çalışmaya zorlanmış, okul, kurs, ev üçgeni içinde gidip gelen, hayatın bu şekilde öğrenileceği düşünülen, aman yeter ki kazansın diyerek odalara kapanması sağlanan, misafir gelse hoş geldiniz deyip muhabbet edemeyen, çok şey bildiği sanılan büyümüş de küçülmüş(!) diye tabir edilen çocuk büyüdü. İyi bir okul kazanıp, iyi bir iş sahibi oldu. Maddi olarak çoğu şeyi alacak gücü var ama sokak satıcısından aldığı dondurmanın tadını bulamıyor hiçbir dondurmada. Arka sokağa gitmek yasak değil ama arka sokak yok. Ablasının yaptığı resimleri yırtmak da keyifli gelmiyor çünkü ablası resim yapmıyor artık. Patates kızartılırken tabaktan gizlice almasına kızmıyor annesi zaten kızartma midesine zararlı olduğundan yiyemiyor. Televizyonu gecenin bir yarısına kadar izleyebilir ama yorgunluktan uyuyakalıyor. Ders çalışmamasına kimse kızmıyor ama ders çalışmasına gerek yok artık.

Yaşanmamışlıklar… Oysa çocukluktan başka böyle özgür olduğumuz zamanlar oldukça kısıtlıydı. Geçmez sandığımız zaman geçti ve bizler büyüdük. İçimizde ukteler kalarak büyüdük. Üstümüz başımız çamur olmadı, topumuzu patlatmadık, Barbie bebeklerimizin saçını kesmedik, kendi kıyafetlerimizden bebeklerimize elbise dikmedik, mahallede arkadaşlarımızla kavga etmedik, açlık susuzluk bilmeden saatlerce oyun oynamadık. Anne babamız bizi korudu, iyi bir geleceğimiz olması için yaptılar bunu. Ama bir yandan da çocukluk kayıp gitti avuçlarımızdan. O günlerin özlemiyle dolu kalbimiz…

Bir Cevap Yazın