Bugün evlilikler ile ilgili en çok duyduğumuz olumsuzluklardan biri de yaşanan hayal kırıklıkları. Televizyon dizilerinin etkileri ve görsel medyanın bu konudaki algı yönetimi bir de evliliğe geleneksel kutsal bakış derken, hem evliliğe çok büyük anlam yükleniyor hem de beklentiler yükseliyor.
Toplumumuzun evliliğe özendirmek ve evlenmemiş olmayı hayattaki bir başarısızlık gibi lanse etmek gibi sorunları var. Hatta evlilik için “dünya evine girmek” diye bir tabir bile var. Bu gibi şeyler bireylerde evlendikten sonra sanki başka bir boyuta geçecekmiş, evlenince dünya değişecekmiş gibi bir algı yaratıyor. Artık bu nihayet azalsa da özellikle genç kızlarımız evliliğe özendirilerek, yüksek beklentilerle yetişiyorlar. Daha ergenlikte giyecekleri gelinlikleri planlayan kızlarımız var. Doğar doğmaz ellerine oyuncak bebekler verilip evcilik oynatılan çocukların hayal güçlerinin ve hayattan beklentilerinin bir koca ve bir yuva şeklinde daralmasına şaşmamak gerek. Yani evlilikte yaşanan bu sorunların temelleri çocukluktan atılıyor böyle.
Evlilik pembe bir dünya ya da başka bir boyut değil. Evlenmeden önce olan sorunlar, insanlar, çevre evlendikten sonra da aynı şekilde devam ediyor. Önemli olan ise bu yolda birlikte yürüyeceğimiz kişiyi olduğu haliyle sevip, kabul edebilecek olmak. İyi ve kötü taraflarının farkında olup masalsı beklentilerle kendimizi kandırmadan karşımızdakini de yıpratmadan yaşayabilmek. Evlilik kötü bir şey değil ya da başarılması gereken bir dönüm noktası da değil. Önemli olan sizin gerçeklikten kopmadan, karşılıklı birbirinizin farkında olmanız. Herkesin mutlu bir evliliği olması dileğiyle..

Bir Cevap Yazın