Hayata nereden ve nasıl baktığımız ile ilgilidir tüm algıladıklarımız.

Zira insanın algı dünyası gerçekliğe yeniden şekil verir ve kendi kullanımına uygun hale getirir.
Bu bakış açımızı oluşturan hem kültürel hem de deneyimsel referanslarımız ile algı dünyamızı inşa ederiz.
Aslında algı dünyamızın rengi tamamen bizim kodladığımız şekildedir.
Bilinçaltına verilen bu kodlamalar genellikle farkındalığımız olmadan oluşur.
Hayatta yaşadığımız her şey bir kodlama olarak bilinçaltımıza kaydedilir ve zamanla bu kodlamaların yenilenmesiyle otomatik davranışa dönüşür.
Bilmeden, düşünmeden yaptığımız her eylemin altında kodlamalar ve bu kodlamaların oluşturduğu bizi yöneten referanslar vardır.
Eğer biz bilinçli bir şekilde bu referanslar ve kodlara müdahale edersek ve kodlamalarımız yeniden oluşturursak davranışlarımız farklılaşmaya başlayacak ve neticesinde hayattan elde ettiklerimizde farklılaşacaktır.
Yıllarca okullarda kendi farkındalığımızı oluşturmadan çalışmaya zorlandık ve önümüze onlarca sayfa ödevler yığıldı ve bunların altından kalkamadığımızda notlar ile cezalandırıldık.
Bu durum bizim iç dünyamızda kısmen yıkımlara kısmen başarısızlığı kabullenmeye kısmen de psikolojik problemler yaşamamıza sebep oldu.
Oysa okul ve çalışma bizim hayata adaptasyon sağlayabilmemiz için vardı.
Peki okul ve çalışma nasıl oldu da bize problem oluşturan bir yapı haline geldi?
Başarılı olan öğrenciler de hayatlarının bir döneminde çalışmaktan usanır hale geldi?
Veya bir kısım başarılı öğrenciler çalışmayı bir kaçış olarak varsayarak başarılı oldular?

Elbette öğrencinin kendi serüvenini oluşturması yerine öğrencilere basmakalıp ve kendisine ait olmayan dinamikler ile dayatma yapılarak.

Sınav ve öğrencilik hayat ise öğrencilere sadece ders anlatılıp sonrasında soru çözüp sınava girmesi istenmesi olarak yorumlandı.
Herkes ücretsiz dersler vermeye, herkes en iyi dersi ben anlatırım yarışına girmeye, herkes en fazla soruyu ben çözdürürüm yarışına girdi.
Ve öğrencilerde bu şekilde perde arkası aydınlanamayan bir yola girdiler ve başaramadıkları her ders kendi suçları olarak üzerlerine bırakıldı.
Ders anlatmaktan daha zor olanı ise öğrencinin hayatının yeniden yapılandırılması gerekiyordu ve öğrencinin iç dünyasının kırılganlıklarının giderilmesi gerekiyordu..
Bizde bunu görerek yola çıktık.
İnternetten bile ders verildiği bilgi çağını kullanarak bilge olmak yolunda adım atmayı ve attırmayı seçtik.
Çünkü artık herkeste bilgi vardı.
Fakat çok az kişi bilgelik adımı atıyordu.
Bilgilerin nasıl işleneceğini keşfediyordu.
Bizde uzun zamandır altyapısını oluşturduğumuz projemizi hayata geçirdik..

Peki projemiz Psikolojik Süreç Destekli Öğrenci Koçluğu, başarısızlıkta zirveler oluşturan bu sisteme karşı nasıl bir çözüm getiriyor?

Psikolojik Süreç Destekli Öğrenci Koçluğu, öğrencinin durumunu üç ana kategoride ele alıyor.
1.Psikolojik Destek Seansları ile öğrencinin içinde bulunduğu psikolojik problemleri tespit ediyor ve tedbirlerini öğrenci ve aile ile beraber almak için program oluşturuyor. Ve öğrencinin başarısını engelleyen temel faktörler keşfedilmiş ve bunların çözümü için harekete geçilmiş oluyor.
2.Koçluk Seansları ile öğrencinin bilinçaltının dinamiklerini yine öğrencinin kendisine keşfettiriyor ve öğrencinin farkındalığını oluşturarak kendi serüvenini tasarlattırıyor.
3.Haftalık, aylık ve yıllık programlar oluşturup haftalık takibini düzenli bir şekilde ofisimizde yapıyor.

Bu sürecin yakından takip edilmesi ve öğrencide davranış oluşturmak için programlar yapılmasının en önemli neticesi olarak öğrencinin motivasyonunu sürekli koruyabilmesi oluyor.

Bu hazırlanan paket programın standart olan öğrenci koçluğundan farkı ise çok açık bir şekilde öğrencinin takip ettiği süreç boyunca bu alanda uzman bir ekip tarafından sürekli bir şekilde doğru yönlendirilmesi oluyor.

Peki ya ders anlatımları ?
Ders anlatımı olmayacak mı?

Klasik tarza alıştığımız için hemen etüt merkezlerini ve dersaneleri hayal ederek yaklaşıyoruz Öğrenci Koçluğuna.
Az önce demiştik internette zaten harika hocalar ders anlatıyorlar.
Biz onların ders anlatımlarını öğrenciye izlettikten sonra her öğrencinin o dersi kendisinin anlatabileceği pozisyona gelmesini sağlayacak ve hedefe ulaşılmadan başka bir derse geçirmeyeceğiz.
Yani öğrenci konuyu özümsemiş ve konu ile alakalı sorulara yeterli düzeyde cevap verebilecek seviyeye geldiğini de takip edeceğiz.

Ya öğrenci o dersi sevmiyorsa ve kendisi çalışamıyorsa?
Öğrencinin o ders ile alakalı geçmişi ve bakış açısını yeniden yapılandırmak üzere koçluk seanslarımız zaten bunun için var.
Soru çözümü ise zaten hem internette hem karekodlu yayınlarda var.
Dahası öğrenciler kendi aralarında soruyu tartışabilecekleri ve birbirlerine soru sorabilecekleri zaman dilimleri olacak.
Aktif bir sürece katılmış olacağından dolayı algıları açılacaktır.
En sonunda çözemedikleri sorular ile ilgili kendileri ile ilgilenen sorabilecekleri bir yetkili olacaktır.

Ofisimizde hem koçluğun takibinin yapılacağı hem de ders çalışmak için düzenli çalışma odaları vardır.
Özetlersek;

Ülkemizde yeni gelişmekte olan öğrencinin kendi öğrenim sürecini keşfetmesini, kendi yeteneklerini bilmesini ve geliştirilmesi gereken yönlerini geliştirmesini sağlayan Öğrenci Koçluğuna biz bir süreç daha ekleyerek Psikolojik Süreç Destekli Öğrenci Koçluğunu oluşturduk.

Yıllarca sınava giren öğrencilerin başarısızlığı konuşuldu fakat bu öğrencilerin ilerisi için kendilerini nasıl geliştirebilecekleri tam konuşulmadı.
Konuşanlar ise ya öğrenciyi suçladılar ya da pembe hayal dünyaları ile öğrenciye öğüt vermeye kalktılar.
Oysaki çoğu eğitmenin kendisin bile yapamadığı nasihatleri öğrencilere vermesini yıllarca üzüntü ile dinledik.

2013 yılında temelini attığımız Öğrenci Koçluğu sürecimizi adım adım geliştirerek bizi tatmin eden, öğrenciyi gerçek hayata bağlayan ve gerçek çözümler üretmesini ve neticesinde başarı sonuçlarını deneyimledikçe bu sürecin ne kadar önemli olduğunu keşfettik.

Hiçbir başarının tesadüf olmadığını bize söylediler ama başarının nasıl olacağını bize deneyimleten çıkmadı.

Yılların Koçluk birikimini Psikoloji eğitimleriyle birleştirdik ve öğrencimizin sınav sürecinde ve okul hayatında kendisinin depresyon, kaygı bozuklukları ve daha nice diğer rahatsızlıklardan nasıl korunacağını onlara öğreterek otokontrollerinin geliştirilmesini sağladık.

Bu süreçte motivasyonlarının devam etmesini ve programlarına uymak konusunda ciddi destekler sağladık.

Bunları yaparken bazı Kişisel Gelişimcilerin vadettiği pembe dünyalar yerine gerçek hayatın argümanlarını ve değişimin en büyük kaynağını yani profesyonelliği kullandık.

Tüm bu süreçlerimizde öğrencimizin psikolojik durumunu çok iyi tahlil ettik ve sonuç odaklı ilerledik.

Yani:

Okul ve sınav sisteminin öğrenciyi yıpratmasını engellemek için aldığımız psikoloji eğitimleri ile Yaşam Koçluğunu birleştirdik ve Psikolojik Süreç Destekli Öğrenci Koçluğunu oluşturduk.

Sınav sürecinin ve okul hayatının oluşturduğu stresten uzaklaşarak öğrencinin kendi başarı serüvenini keşfedeceği bir yol haritası hazırladık.

Bu doğrultuda öğrenci;

  • Çalışma enerjisini sömüren durumlardan kurtulmasını öğrenerek;
  • Depresyon, kaygı bozukluğu ve duygu durum bozukluğu yaşamadan,
  • Bilinçaltı programlamayla sürekli motivasyonu sağlayıp, motivasyon dengesini bozmadan

Koçluk sürecini tamamlayacaktır.

Psikolojik Süreç Destekli Öğrenci Koçluğu” te bir düşünce

  1. Pingback: Huzeyfe Birkan Aksüt | Zümrüt Danışmanlık

Yorumlar kapalıdır.