Sporun ve fiziksel aktivitelerin bizi pek çok hastalıktan koruduğunu zaten artık hepimiz biliyoruz. Ayrıca artık düzenli egzersiz yapmanın sadece fizyolojik sağlığımıza değil aynı zamanda psikolojik sağlığımıza da iyi geldiği bilinmekte. Bunun üzerine yıllardan beridir pek çok araştırma yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor.
Bugüne kadar pek çok araştırmayla sporun; gerginliği azalttığı, psikolojik olarak iyilik hali sağladığı(well-being) ispatlandı. Üstelik pek çok psikiyatrik rehabilitasyonlarda egzersiz bir tedavi yöntemi olarak kullanıyor. Özellikle depresyon, kaygı ve stresle mücadelede düzenli egzersizin oldukça etkili olduğu görülmüş. Uluslararası Spor Psikoloji Topluluğu (ISSP) resmi görüşüne göre de spor, kaygı ve depresyonu azaltabilir hatta ortadan kaldırır. Spor sonrası, ruh halimize ciddi etkileri olan; noradrenalin, dopamin ve serotonin hormonlarında artış oluyor. Bu da modun yükselmesini ve kişinin kendini iyi hissetmesini sağlıyor.
Nörobilimci Wendy Suzuki’nin araştırmalarına göre, spor yapmak konsantrasyonu arttırıyor. Yarım saatlik bir egzersiz sonrasında kişinin dikkat ve konsantrasyon konusunda performansı yükseliyor. Bu nedenle, özellikle dikkat eksikliği sorunu yaşayanlara ve de belli bir hedefe ulaşmak için çalışmakta olan danışanlarımıza sıklıkla düzenli egzersizi öneriyoruz. Bunlara ek olarak, yine Suzuki’nin araştırmalarına göre spor, beynin hafızadan sorumlu olan bölgesinde(hipokampüs) yeni beyin hücrelerinin üretilmesine katkı sağlıyor. Bu sayede düzenli yapılan egzersiz hafızaya da iyi geliyor. Uzun vadede egzersizin, bunama ve Alzheimer hastalığı riskini de ciddi oranda azalttığı biliniyor.
Görünüşe göre “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” atasözünün doğruluk bayı bir hayli yüksek. Yapılan sporun ne tür bir egzersiz olduğu fark etmiyor. Hangi egzersizin bize hitap ettiğini bulup onu yaşam rutinimize dahil etmek kendimize yapacağımız büyük bir iyiliklerden biri.

Bir Cevap Yazın